YAŞAM ALANLARIMIZDAKİ BİR ÇOK SAHTEKARLIĞIN GERÇEK YÜZÜNÜ DOĞAL AFETLER ORTAYA ÇIKARTIYOR…
Keza, bunun bedeli bazen de çok ağır oluyor. Yaşamımızın bir parçası haline gelen doğal afetlere neredeyse şükreder hale gelir olduk. Yaşam alanlarımıza son zamanlarda yapılan onca dayanıksız yapılar oluştu ki neredeyse bu dışı fiyakalı ama içi çürük bir elmadan daha çürük yapıları hayatımızdan çıkarmama gibi bir lüksiyatımız oldu...
Özellikle yap sat yapı yapan inşaat firmaları ve denetim zafiyeti gösteren belediyelerin bu işlerde büyük rolü olduğu kesin ve nettir. Buda ciddi anlamda can ve mal kaybına sebep olmaktadır. Şayet yaptığımız her işi, vicdanımızın rahat olabileceği şekilde yapmazsak, o doğal afetlerin meydana getirdiği hasarların altında biz veya bizim sevdiklerimizden biride maruz kalır. Onun için yaptığımız her işte ve alanda vicdanımızın daha rahat olmasını sağlamak gerekir...
Bakınız, aksi takdirde bu tarz durumlar dikkate alınmadığında, son lodosta olduğu gibi ne çatı kalır, ne yalandan yapılan kuleler kalır ve nede binalara dış cephe olarak monte edilen kaplamalar kalır. Yapılan her yapının içinde biz kendimiz yaşayacağız şuuru ile şiarlanmazsak, inan ki hepimizin sonu külliyen haraptır. İla ahiri kelam ile yüce Rabbimiz cümlemizi ehli vicdan sahibi olan Salih kulların zümresinden eylesin. Selam ve dua ile huzur içinde kalın selametle...
“SAYGILARIMLA WESSSELAM”
Abdullah Taskin / AVRUPAPRESS