KALBİM BOSNA’DA KALDI

Ölmeden önce yapılması gerekenler listesine ne almak isterseniz diye sorsalar Balkanları gezmek derim. Dünyayı gezmek, keşfetmek,farklı kültürler tanımak insana farklı dünyaların kapılarını aralıyor. Balkanları keşfetmek ise insana farklı bir bakış açısı katıyor. 5 yıl önce Balkanları keşfetmeye Bosna Hersek ile başladım. Balkan turuma Bosna ile başlamamın birçok nedeni vardı . Öncelikle Üniversite de tarih okuyordum ve Sovyet tarihi üzerine çalışma yaparken Bosna hakkında çok şey duymuştum. Tabi ki ikinci sebebim Srebrenitsa Soykırımı ve Bosna’nın doğal güzelliği hakkında duyduklarımdı. Bugüne kadar neredeyse Balkanların tamamını gezme imkanı buldum. Ancak hiçbiri beni Bosna kadar etkilemedi. Bosna doğal güzelliklerinin yanında insanların samimi candan oluşu sanki 70’ların Türkiyesi gibiydi. Sanki 70 ‘li yılların Türkiyesini görmüş gibiydim.Hep eski zamanlarla ilgili anneannemden hikayeler anılar dinleyerek büyüdüm. O anılar Bosna’yı görünce gözümde canlandı. İnsanlık, dostluk, yardımseverlik tüm güzel duyguların var olduğu bir ülke Bosna Hersek. Tüm bu acıları yaşayıp nasıl böyle güzel bir ülke var oldu .Nasıl insanlar hayata sıkı sıkı sarılıp yaralarını sarmalayıp umutla bakabiliyor. Bosna acılarını unutmadı. Her gün tekrar tekrar özel film gösterimleriyle belgesellerle toplu mezarlarla acılarını tekrar yaşıyor. Ancak unutmak da istemiyor dünyaya öfkeyle bakmak da istemiyor. Orda birçok yaşlı insanla soykırımı konuşma imkanım oldu.Duyduklarım o kadar kötü ve acı seylerdeki üç gün etkisinden çıkamadım ama hiç unutmuyorum bütün bu acıları anlattıktan sonra hepsinin yüzünde sonunda kurtulduk bitti dediklerinde, bir gülümseme beliriyordu o yaşlı gözler umutla parlıyordu o an dedim ki insan ne kadar kötü şey yaşarsa yaşasın hala umut etmekten vazgeçmiyor umut etmek eşittir yaşamak demek. Taksi şoförüyle konuştuğumda bir bina gösterdi. Savaş sırasında bombalanıp yerle bir olmuş ama dedi biz daha güzelini yapacağız.Umut böyle birsey işte. İlk bir ülkeye gittiğimde ya kütüphenesini ya da kitap cafesini ziyaret ederek bir kahve içip o ülkeye not veririm.Bir kitap cafeye girdim. Kitaplarını incelerken bir kahve rica ettim. Kahvem geldi. Kahvemi içtikten sonra hesabı istedim.Paramı Bosna markı’na çevirememiştim ve yanımda Euro vardı . 1 Bosna markı dedi garson bende markımın olmadığını bu nedenle 1 euro versem olabilir mi dedim. Seyahat yazılarını okurken euro da kabul ettiklerini okumuştum. Garson dedi ki ama bu çok bir kahve için kabul edemeyiz dedi. Ancak benim markım yok ne yapacağız dedim. Olsun dedi siz bizim ülkemize gelen bir misafirsiniz bu kahve bizden olsun ne dediysem paramı almadılar ve kahveyi ikram ettiler. Böyle güzel insanların yaşadığı bir ülke Bosna dönerken kalbimi bıraktığım bir ülke….   Dilan Karatas  /  AVRUPAPRESS