NE KADAR SAYGILIYIZ?

İnsanlar var olabilmek için birlikte yaşamak zorundadırlar. Birlikte yaşayan insanların da doğal olarak bu birlikteliği sürdürebilmesi için birbirine dikkatli ve ölçülü davranmaları gerekmektedir. Bu nedenle evrensel etik ilkeler içerisinde yer alan saygı insanlar için önem arz eden bir konudur. Oxford Languages’e göre saygı tanımı büyüklere, yaşlılara, değeri yüksek olanlara, kutsal bilinen kimselere, şeylere karşı duyulan sevgi ve çekinmeyle karışık bağlılık duygusudur. Bir başka tanıma göre ise başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu, inceliği denilmiştir. İki tanıma da katılıyorum. Hem başkalarına hem de kendi benliğimize saygı duymak en önemli hususlardan biridir. Bizi biz yapan karakter ve kişiliğimizin dışa yansımasıdır aslında. Kendimizi tanıtma biçimimizdir. Nasıl göründüğümüzden nasıl davrandığımıza kadar emeği vardır üzerimizde. Çoğu kişi saygıyı karşıdaki kişiye nasıl davrandığı ile sınırlı tutar fakat onun da ötesinde bir durumdur. Bir bitkiye, bir hayvana, toprağa kısaca her canlıya bunu yapmamız gerekir. İnsan sadece maddesel bir varlık değildir. Duyguları, vicdanı ve merhameti vardır. İnsanların birbirine ölçülü ve dikkatli davranmaları onların yaşam alanına değer vermelerinin önemli göstergelerinden biridir. Ancak son zamanlarda bu değerin insanlar arası ilişkilerde göz ardı edilmesi, insanların yaşam alanlarında sıkıntıya yol açmaktadır. Nitekim bazı kişiler bu duyguları göz ardı ederek hayatımıza nüfuz eder. İş ortamında bu duruma çok sık rastlanılır. Saygı çerçevesi adı altında mobbinge kadar uzanabilir. turboslot Ne yazık ki ülkemizde bu durumda şahit oluyoruz. Hak yemediği için baskı yapılan, fazla iyimser olduğu için ezilen, saygılı duruşunu çizgisini bozmadığı için istifaya zorlanan ve niceleri... Genel olarak hoş davranış göstermeyen kişiler diğerleri tarafından bu davranışları yüzünden eleştirilmektedir. Nitekim bu Foerster’in belirttiği gibi “içimizdeki saygı işletmesi”nden kaynaklanmaktadır. Elbette bazı davranışlarından dolayı cezayı hak etmiş insana saygı duyulması beklenmez. Fakat yaşama hakkından dolayı her birey saygı görmeyi hak eder. Birçok çeşidi vardır saygı kavramının. Ahlaki duygu ve eylem olarak, kişiye olarak, kendine saygı ve çevreye saygı gibi sayabiliriz. Ahlak kriterinde kişi kendi eylemleri ile hukuk kurallarına uyarak hayatını sürdürür. Bunun dışına çıktığında çevreden dışlanma gibi durumlarla karşılaşır ve ahlaki vicdan, sorumluluklarını yerine getirmemiş olur. Bu duygu kişinin hayatına olumsuz bir puan olarak etki eder. Aynı şekilde çevrenin düzeninin bozulmaması için gösterilen düzen ve saygıyı da bu kriterlerin içine koyabiliriz. Yapacağımız bir kirlilik sadece o çevrenin değil insanların da haklarını çiğnememize sebebiyet verir. Temiz bir çevre geleceğimize artı bir puan olarak bize meyvesini en iyi şekilde verir. Ve son olarak kendimize duyduğumuz saygı. Kişinin kendine gösterdiği saygı kendine verdiği saygı ile doğru orantılıdır. Gerçekten kendimize ne kadar saygı gösteriyoruz düşündünüz mü? Saygı duyarsan saygı duyulan birisi olursun demiş büyüklerimiz. Kendi kişiliğine saygı duymayan bir insanın başkalarına saygı göstermesi beklenmemelidir. Kişinin özünü tanıması ve ona saygı göstermesi gerekir. Kendine saygısı olan birey özünü yargılarken tarafsız davranır. Ama kimse özüne inmeye çalışmaz. Kendine saygı duygusu kendini beğenmişlik duygusu ile karıştırılmamalıdır. Kendine saygı duygusu, kişinin kendi özgürlüğü ile yaptığı eylemlere değer verme ve onların sorumluluğunu üstlenmesini içerir. Kendini beğenmişlik durumu ise kişinin kişisel özellikleri ve yetenekleri ile böbürlenmesini baz alır. Her insan tek başına bir evrendir ve onu keşfetmek oldukça zordur. Değişmeyecek tek şey insana, insan olmasından dolayı verilmesi gereken saygıdır. İnsanoğlu saygı görmek istiyorsa öncelikle başkasına saygı göstererek buna vesile olması gerekmektedir. Rümeysa ÖZÇELİK/ AVRUPAPRESS