TÜRK’ÜN ÖZÜ AHISKA’DA

Ahıska Türkleri tarih boyunca sürgünlere ve çeşitli işkencelere maruz kalmalarına rağmen, Türklük bağını sıkı sıkıya sahiplenmişlerdir. Bugün olduğu gibi dün de Türk ve Müslüman toplumlar dışlanmakta ve en ağır insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktaydı. Bu zulümlerin en acı örneklerini ise vatanları ellerinden alının kan kardeşlerimizde gördük. Bu sürgünler ve işkenceler Ahıska Türkleri’ni yıldırmamış aksine birbirlerine daha da kenetlendirmiştir. Kırgızistan’da yaşamlarını sürdürmekte olan Ahıska Türkleri, birlik ve beraberliklerini Ramazan ayı boyunca verdikleri toplu iftarlar ile gözler önüne sermektedir. Her ne kadar vatanları ellerinden alınmış olsa da Türklük gelenek ve göreneklerini göç ettikleri her yöreye beraberinde götürmeyi başarmışlardır. İftar ezanının okunmasını eş, dost ve akrabalarıyla birlikte karşılayan kardeşlerimiz, Kur’an-ı Kerim’in okunmasının ardından teravih namazı için camilere gitmektedirler. Vatansız bir millet her çeşit ayrımcılığa ve hukuksuzluğa karşı korunaksız bir vaziyettedir. Dolayısıyla Ahıska Türkleri yalnızca kendi vatanlarına döndükleri takdirde sükunet içinde yaşamlarını sürdüreceklerdir. En kısa süre içerisinde Ahıska Türkleri meselesi bir çözüme kavuşturulmalı ve misafir oldukları topraklardan kendi yurtlarına dönmeleri için gerekli şartlar Dünya kamuoyu tarafından sağlanmalıdır. Bilinmelidir ki; zulüm karşısında susan, zulmü yapan kadar günahkardır.   Buse KOÇ  /AVRUPAPRESS