NE EVLÂD-U IYÂL ,NE DE MAL DERDİ ,HERKES CAN DERDİNDE
NE EVLÂD-U IYÂL ,NE DE MAL DERDİ ,HERKES CAN DERDİNDE Onlar ,ne zaman kapılarının önünden geçen birini görseler ,ya da sokağa hava almaya çıktıklarında karşıdan gelipte yanlarından geçerken kendilerine laf atarak bir konuşma fırsatını veren kişiye öyle...
Onlar ,ne zaman kapılarının önünden geçen birini görseler ,ya da sokağa hava almaya çıktıklarında karşıdan gelipte yanlarından geçerken kendilerine laf atarak bir konuşma fırsatını veren kişiye öyle minnetterâne sevinirler ki târifi mümkün değildir .
Günün 24 saati hep yalnızdırlar , tek arkadaşları, evde besleyip bakıp,kendilerinden bir nebze olsun yalnızlık ,terk edilmişlik hissini hafifletecekküçük hayvanlarıdır...bir kuş ,bir kedi ,bir köpek ya da kafes içinde barındırılan bir sürüngen...onlarla konuşmayı denerler ...onlarla yerler onlarla uyurlar...onların her hareketinde bir mana bir arzu vardır kendilerince...
Günlerce ne kapılarını açan bir dost ,ne de evlerine gelecek bir evlat bir kardeş vardır...aslında hepsi vardır ama yokturlar...ara sıra telefonederlerse işte hepsi odur evlatlıklarının kardeşliklerinin göstergeleri...Ayaklarının üzerlerine durdukları ,kendi işlerini gördükleri müddetçe hep kendi evlerinde kalmayı yeğlerler...huzur evleri ise, ancâk nâçarkaldıkları ,elden ayaktan kesildikleri zaman onların barınağı olur.
Çâresiz ve sabırlıdırlar ,çünki onlarda yaşatmışlardı bu durumu büyüklerine ....onlarda yaşayacaklardı...ve onlardan sonra gelenlerde...Ölüm kendilerine geldiğinde ise ,varsa evlatlarına yoksa en yakınına bir telefon gelecek ...alô !... buyurun...çok üzgünüz ...tanrı sizlere uzun ömürler versin denildiğinde olan olmuş yaşayan yaşlısı ölmüştür artık...Ve devam eder konuşma...-Tercihiniz nedir ? Siz mi ,biz mi ? Öleni birisi kaldıracaktır...siz derse iş kolay ve tamamdır...el ayak değdirmeden hiçte zahmet edilmeden vazife tamamdır...yalnızca kendilerine kabir parsel numarası verilir ...hepsi o kadar...
Tabutları çok süslüdür...son model kadillakla götürülürler kiliseye oradanda mezarlığa...mezarlarda ise rengârenk çiçekler...insanın hayattayken görmek isteyipte göremedikleri tüm renkleriyle onların üzerindedir ...artık onlar son duraktadırlar...tâki emir gelinceye kadar. Nereden de aklıma geldi tüm bunlar ? Ne bileyim işte esinlendim desem tam yerini bulmaz ,birazda yalan gibi olur...oysa onlara, yâni evlerinde tek başına ölüm gününü bekleyen Avrupalı yaşlılara ne kadarda benzedik....Ne evlattan ,ne dosttan ,ne de akrabadan ve hatta komşudan kapımızı çalan var... gelselerde zâten eve alınmazlar ,alınsada onlar girmezler... herkes ama. herkes kendi can derdinde...sanki bir hesap günü denemesi gibi ...herkes kendi derdinde...
Hamdi Tabanli / AVRUPAPRESS