MUTLU OLMA YOLLARI

Bayram geliyor umarım çok güzel, sağlıklı ve huzurla geçer. Mutlu olmak için pek çok yol var ve bayramlar bunun için en güzel sebeplerden biri. Bayram da yaşananlar, bayram gelenekleri ayrıca birer sebep. Amacına uygun, mutluluk verme hedefli yaşanırsa çok daha güzel. Çocuklara küçükte olsa hediyeler vermek, büyükleri hatırlayıp ziyaret etmek, misafirler için sevecekleri hazırlıklar yapmak, hem yapanı hem yaşayanı mutlu eder. En özel bayram hazırlıklarının mutfakta yaşandığı bir kültürdeniz. Bayramı, yöresel değişiklikler içerse de benzer lezzetlerle yaşarız. Biraz ağırda olsa bayram sofraları şölendir. Zeytinyağlılar, etliler, hamur işleri damakta günlerce tat verecek güzelliktedir. Bizim kültürümüz de kalabalık sofralar, uzun sofra başı sohbetleri bizi kaynaştıran en önemli etkenlerdendir. Aileye yeni katılanlar, yeni komşu olanlar hep bu sofralarda aileyi tanır, kaynaşır. Yemeklerin lezzetiyle büyüklerin hikayelerinin tadı adeta yarışır. Her evin bir spesiyali vardır, onu arar, sırf onu yemek için bile gidilir. Aile büyüklerinin sırrını herkesle paylaşmadığı, kimsenin de onun kadar iyi yapamadığı tatların sohbeti yapılır. Yemekle mutlu olan bir genetiğimiz var bu bir gerçek. Hatta bilimsel bir gerçek, ‘Sonja Lyubamirsky mutluluğun %50 genetik faktörlere bağlı olduğunu söylüyor, yani mutluluk genlerimizde ve bize yarı yarıya aileden miras.’ Farkettiğiniz üzere yukarıda tatlılardan bahsetmedim çünkü onu sona sakladım. Karbonhidrat mutluluğu. Tatlılarımızın lezzeti, güzelliği ayrı bir gerçek, tıpkı karbonhidratın verdiği eşşiz haz gibi. Hamur işlerini, dolmaları da dahil ediyoruz tabi ki, tatlıları ayrı tutarak. Eğer diyabet gerçeği olmasa bu keyfimiz çok daha artacak ama bu bile baklava keyfinin önüne geçemiyor. Daha az kilolu, daha az şekerli ama çok tatlı bayramlar diyor ve son bir konuya değinerek noktalamak istiyorum. Dini vecibelerimizden biri olan kurban ibadetimizi gerçekleştirirken mutsuzluk sebebi olmayalım diyerek başlayalım. Özellikle çocukları korkutmadan, ömürlük travmalara sebep olmadan, anlayacakları şekilde bu güzel ibadetimizi yaşamalıyız. Örf adetimiz de, dinimiz de, her şeyin güzelini, nezihini öneriyor. Kurban ibadetini çocuklara yaş ve cinsiyet farkını, duygusal yapılarını göz önüne alarak öğretmek, belli bir yaşın altındakilere izletmemek gerekir. ‘Kesmek’ fiili yerine, hediye etmek, görevimizi yerine getirmek tabirlerini kullanarak, hiç et yiyemeyen çocuklar bu sayede mutlu olacak, hatırlatmasını yaparak olayı zarar vermeden atlatmak mümkün. Yaşadığımız çevreyi onların bakış açısını dikkate almalı ibadetimize zarar vermemeliyiz. Mutlu Bayramlar....