TATLIMMM…

Ne sevimli bir başlık oldu değil mi? Acaba öyle mi gerçekten, değil aslında. Çünkü doğru yer ve zaman da gerçek duyguyla kullanmıyoruz. Böyle şirin hitapların ‘aşkımmm, bebeğim, cnm’ şekli de var. Özellikle eksik harfle yazdım. Çünkü konumuz tam olarak o. Kötü yazıyor ve daha kötü konuşuyoruz. Korkunç bir hızla taş devrine doğru gidiyoruz. Yakında çivi yazısına ve homurtu diline geri dönmemiz mümkün. Aile fertlerimize, evcil hayvanımıza, hayatımızda ki özel insana ya da kızıp ayar vermek istediğimiz insana aynı şekilde hitap ediyoruz ... TATLIMMM!!!! Sizce bu işte bir tuhaflık yok mu, kısaltılmış kelimeler kullanıp, tuhaf, manası olmayan cümleler kuruyoruz, yeni ama anlamsız fiiller, sıfatlar üretiyoruz. Yeniden şekillenen bir Türkçe’yi eski kuşaklar anlamayacaklar, eski kuşakların kullandığı temiz dili de biz adeta oksijen gibi bulup içimize çekeceğiz. Yazım dile daha da fena, sesli harfler tedavülden kalktı, simgelerle anlaşılıyor. Simgeleri yeni nesil kadar iyi kullanamayan bizler anlayamama ya da anlaşılamama durumuyla karşı karşıyayız. Bu durum neden ortaya çıktı, neden bu kadar benimsendi, devamı nasıl gelecek bilmiyorum ve endişeli bir merak içindeyim. Ben kendi adıma düzgün konuşmaya, diksiyon eğitimi vermeye, kitap okuyup önermeye devam ediyorum. Tek amacım ‘bir deniz yıldızı’ içinde olsa fark yaratmak. Dünya da konuşulan dillerin arasında en güzellerden biri Türkçe, oldukça da yaygın bir dil. O kadar güzel fonetiği olan bir dili neden böyle anlaşılmaz hale getirme çabasındayız bilmiyorum. Ama korumak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Lütfen bu yazıyı okuyan değerli okuyucu, bu çabama sen de katıl. Kitap oku, hediye et, daha özenli konuş, güzel yaz ve örnek olmaya çalış. Gelecek nesillere bırakacağımız en güzel miras dejenere olmamış ana dilleridir. Dünya üzerinde pek çok dil için halkı milliyetçilik yapıyor. Kendi dilini kullanıyor ve kullandırıyor. Ben hiç bir şeyin aşırısından yana değilim bununla beraber dilimizi koruyalım diyorum. Ayrıca yazım dilini hangi lisanda olursa olsun kurallarını, kelimelerini bozmadan kullanalım. Duygularımızı ifade ederken kime, neye göre gerekiyorsa onu anlatacak sözcükleri seçerek kullanalım. Hem bana sevgisini ifade ederken, hem köpeğe, hem de kızdığı birine ‘Tatlımmm’ demesin kimse. O güzel sözcüğü hak edene, hak ettiği duygu derinliğiyle ifade etsin. Eskiden küçükler büyüklerin yanında her sözcüğü kullanamazdı ya da büyüğe ve küçüğe hitap edilecek sözcükler ayrıydı. Bu saygı açısından büyük önem taşırdı. Şimdi bu kadar keskin nüansları geçtik, standart saygıya riayet edilse razıyız ama o bile kalmadı. Duygularımızı, kendimizi,dilimizi doğru ifade edebildiğimiz güzel yarınlarda buluşmak umuduyla.. Sevgiyle kalın... Reyhan Değirmenci Batut