AvrupaPress

Adı Elif !….

Adı Elif  !….

Sene 2001! Bazen hayatı yaşarız dolu dizgin. Sonra bir anda uyanırsın gördüğün rüyadan benim hikayemde böyle bir şey. Uyandığımda yaşadıklarımın kabus mu yoksa sevgi mi olduğunu bilemedim. Ben kendi doğrularımın yanlışlarını çok ağır bir şekilde bedelini ödedim ve ne yazık ki bunu aileme de ödettim.

Hiç hak etmedikleri halde. Subay bir babanın kızıydım, hayatımız babamın atamalarıyla ilden ile gezmekle geçti. Ailemin tek çocuğuydum bir dediği ikilenmeyen her istediği yapılan  bir çocuktum. Babam subay annemse ilkokul öğretmeniydi. Üniversiteyi yeni bitirmiştim mastır için Avrupa’ya Londra’yı seçtim. Hukuk okuyordum yeni arkadaşlıklar edinmiştim yeni yerler yeni bir çevre farklı kişilikler çok değişik ve çok farklıydı burası.

Zaman geçiyordu alışmaya başlamıştım bu büyüleyici şehre aynı meslekten biriyle tanıştım. Kısa zamanda alıştık birbirimize, sanki hayat bana yeniden doğmuştu mutluluk mu sevgi mi aşk mı? Bu muydu her şey çok farklı görünüyordu hayat başka gülümsüyordu hiç alışkın olmadığım bir şekilde. Bahar rüzgarı gibiydi ılık ılık esiyordu etrafımda aşkın büyüleyici kokusu. Bir yanda okulum bir yanda ailem diğer yarımsa kalbim dur diyemediği aşkım.

Çok ciddi görünüşlü  biriydi Ahmet farklı, değişik ve beni kendine çeken bir yönü vardı, o da benim gibi hukuk bölümündeydi gerekmedikçe çok konuşmayan çok fazla gülmeyen sakın bir kişiliğe sahip biriydi. Ahmet etkiliyordu beni onun bu farklı hali… Bir gün bana ailemle tanışmak ister misin diye sordu, tabiki dedim neden olmasın? Aradan bir aydan fazla zaman geçti, yarın annemlerle seni  taniştırmaya götüreceğim dedi.

Önce biraz üzüldüm önceden haber verseydin hazırlıklı olurdum dedim, gerek olmadığını söyledi. O kadar gözüm körmüş ki yaptığım hataları görememişim. Bir gün sonra anne ve babasıyla tanişmaya gittik. Sakin sessiz  bir aile sadece hoş geldin dediler garipti ve tuhaf hiç kimse konuşmuyordu bir şey de sormuyorlardı. Konuşmuyorlardı sadece susuyor  tek cümleyle cevap veriyorlardı. Ahmet bir şey içer misin dedi, evet bir kahve alırım dedim. Annesi ve babasına da sordu bir şey içer misiniz diye teşekkür edip istemediler.

Bense bir an önce bu ailenin yanından gitmek istiyordum, ne yapacağımı şaşırmiştım. Bu sakin oturuş kahvelerimizi içine kadar devam etti sonra müsade isteyip kalktık. Beni sevmediler galiba hiç konuşmadılar dedim ,Ahmet’de ne alaka dedi benim annemle babam böyle biraz rahatsizlar bakıcıları var her şeyleriyle ilgileniyor o yüzden  içim rahat çünkü ben onlarla ilgilenemiyorum. Üzülmüştüm hemde çok çünkü ön yargılı davranmıştım ama Ahmet’in annesinin bana bakışı hiç gözümün önünden gitmiyordu, acı çeker gibi bakıyordu.

Zaman geçiyor biz ileriye dönük konuşuyorduk artık. Sade bir nikah istiyordu Ahmet aile arasında. Bense ailemin bunu kabul etmeyeceğini söyledim. Ahmet’se sen de benim düşüncemi biliyorsun abartılı şeylerden hoşlanmıyorum konuşuruz babanlarla bir ortak yol buluruz, o zaman gelsin düşünürüz demişti.

Daha ailemle tanışmamiştı bile ben bunun bile farkında değildim. Despot bir eş adayı seçmiştim kendime hiç bir şeyden habersiz Ahmet’in her dediğini uygulayan gözü kör olmuş biriydim artık. Bunun farkında bile değildim. Aradan baya bir zaman geçtikten sonra Ahmet’le Türkiye’ye geldim. Ahmet’i ailemle tanıştıracaktım biraz korkularım ve heyecanım vardı nasıl karşılayacaklar ne diyecekler bilemiyordum ama çok mutluydum. Ahmet otele geçti ben de annem ve babamın yanına gittim kapıya sessizce vurdum kapıyı annem açtı nasıl özlemişim mis kokulumu canım annem dedim ve sımsıkı sarıldım içime çektim doyasıya aylardır görmemiştim ne büyük özlemmiş, gurbetlik, ne çok özlemişim.

Babam sohbet ediyordu yandaki komşumuz Mehmet amcayla  beni görünce çok şaşırdılar nasıl bir mutluluktu bu benim güzel huylu güzel yüzlü babam canım  babam en büyük desteğimdi. Her zaman kararlarıma saygı duydu nasıl hakkını öderim senin babam. Hep söylerdi insan annesine babasına ne kadar ihtiyacı olduğunu uzaktayken anlar diye bir tarafı hep boş hep yarım hep mutsuz kalır.

Canım ailem özlemim hayattaki en büyük değerlilerim.  Aradan 3 gün geçti önce  zorda olsa  anneme konuyu açtım sessizce dinledi beni, babanla  ben konuşurum sonra hep beraber akşam bir karar veririz dedi sen rahat ol. Birazda olsa rahatlamıştım. Akşamı sabırsızlıkla bekliyordum babam nasıl karşılayacaktı hiç bir fikrim yoktu. Yemekten sonra annem konuyu açtı babam dinledi ve bu senin kararın her zamanki gibi saygı duyarım dedi, hafta sonu gelsin tanışalım.

Hemen Ahmet’i aradım ve hafta sonu bize ailemle tanışmaya davet ettim. Ahmet bir demet çiçek ve paketlenmiş hediyelerle geldi çok mutlu olmuştum ilk kez böyle bir şey yaptığını görüyordum. Gayet şık ve çok farklı görünüyordu babam çok iyi karşıladı Ahmet’i. Annem farklı bir kişiliği var Ahmet’in dedi çözülmeyen bulmaca gibi. Biiraz şaşırmıştım neden annem böyle söyledi? Sonra ailesinin rahatsızlığını anlattı.

Babam hiç önemli değil dedi hastalık bu yapılacak bir şey yok Allah’ım şifa versin ailene. Ahmet biz sizinde müsadeniz olursa sade bir nikahla evlenmek istiyoruz ikimizinde ortak kararı. Hiçbir şey diyemiyordum sanki dilim kitlenmişti bana daha sormamıştı bile sadece bir kere konuyu açmıştı. Babam bana dönüp neden böyle küçük bir nikah töreniyle evlenmek istediğimi sordu bir sorun mu var dedi.

Hayır dedim bir sorun yok yok babacım hiç bir sorun yok çok utanmıştım babam yanlış anlamıştı durumu. Ahmet’in işleri çok yoğun düğün için fazla zamanımızın olmadığı için böyle karar aldık. Babam çok şaşırmıştı bu duruma anlamamıştı  anlam da verememişti ama kararımızı da onayladı. Nikah için alış veriş yaptık o kadar hızlı oluyordu ki  her şey anlamıyordum küçük bir lokalde  nikahımız kıyıldı sadece ailenin en yakın olan akrabalarımızı çağırdık Ahmet’se tek bir arkadaşı Londra’dan benimde tanıdığım okul arkadaşımız Metin’i çağırdı.

Annem çok üzgündü tek çocuklarıydım  ve onların hayalindeki gibi evlenmemiştim. İki gün daha kaldıktan sonra Londra’ya geriye döndük. Ahmet’in anne ve babasını ziyarete gittik. Garip bir şekilde baktılar bana niye böyle yapıyorlardı anlamıyordum. Ahmet’in maddi durumu çok iyiydi iyi bir seviyesi vardı çevresi çok geniş ve çok çalışıyordu. Her zamanki gibi akşam olmuş eve gelmişti. Ahmet’le sohbet ediyorduk ardık çalışmak istediğimi söyledim. Okulumu bitirmiştim mastırımı da yapmıştım artık bir yerden başlamam gerek dedim.

Ahmet’in cevabını bekliyordum, sadece sustu konuşuruz dedi ve her zaman ki gibi benim hiç girmeme izin vermediği odasına çekildi. Bir saat sonra yanıma geldi ve benim çalışmamı istemediğini söyledi . Çok şaşırdım neden dedim bunca sene okudum hayallerim var yapmak istediklerim ben evde oturmak için okumadım kesinlikle böyle bir şeyi kabul edemeyeceğimi söyledim. Yine aynı ses tonuyla senin çalışmana gerek yok, istemiyorum çalışmanı çalışmayacaksın bu konu kapanmıştır.

Hayır dedim bu konu kapanamaz ben işimi yapmak istiyorum ve bu yüzden okudum ailemin emeğini bana verdikleri  desteklerini bunca seneyi çöpe atamam. Yüksek sesle konuşmamam için beni uyardı ama ben dinlemedim ona bağırıyordum. Sus artık yeter dedi kapat çeneni beni dinleyeceksin. Kavga uzadı.

Sonra elleriyle boğazımı tuttu ve beni duvara çarptı  sonra vuruyor vuruyor  sonrasını hatırlamıyorum uyandığımda yerdeydim kalkamıyordum yüzüm kan içindeydi  vücudumun her yeri ağrıyordu sonra banyoya gittim yüzüm tanınmayacak haldeydi. Aynada öylece kendimi baktım ve benim aşık olduğum adam yapmıştı bunu çok sevdiğim değer verdiğim canım dediğim adam yapmıştı.

Bense onun için ailemi geride bırakıp gelmiştim Ne yapacaktım şimdi yavaşça odama geçtim. Ahmet odada yoktu içimde öyle bir acı vardı ki anlatamam, bedenimden çok kalbim acıyordu. Sesizce yatağıma girdim ve saatlerce ağladım. Akşam oldu hiçbir şey olmamış gibi eve geldi bense arka odadan onu seyrediyordum. Evde çalışan Ayşe hanıma masayı hazırlamasını söyledi.

Yatak odasına baktı sonra tekrar salona geçti yemeğini yedi ve her zamanki odasına çekildi. Bense kapımı kitleyip ona hiç görünmedim. Hafta sonuydu Ayşe Hanım kahvaltı hazırlıyordu. Ayşe Hanıma, Elif Hanımı  masaya çağırın dedi. Ayşe Hanım kapıma vurdu ve masaya gitmem gerektiğini söyledi. Sessizce masaya gittim korkuyordum tekrar şiddet uygular diye.

Oturdum yemeğini ye ve bir dahada benim lafımı ikiletmeyeceksin dedi. Ben kiminle evlilik yapmıştım bu adam kim neden bana böyle davranıyordu anlam veremiyordum. Aradan iki hafta geçti alışveriş merkezine gideceğiz dedi. Artık böyle gezmeni istemiyorum anlamadım nasıl geziyordum. Hatta evden dışarıya bile çıkmıyordum.

Bu nasıl bir psikopat. Bir mağazaya girdik düz siyah elbiseler aldı ve baş  örtüleri topuksuz ayakkabılar  hepsini tek tek seçiyordu bense  mağazanın bir kenarında  durup onu seyrediyordum. Allah’ım diyordum benim dinim bu değil benim dinimde kadının değeri çok büyük kadınlar çok özel. Bu adamsa beni kendine köle etmişti dayakla zorbalıkla istediklerini yaptırabiliyordu.

Çok korkuyordum orada hiçbir şey demedim. Eve geldik artık bunları giyeceksin dedi başka bir kıyafetle dışarıya çıktığını görmeyeceğim. Hayır dedim tekrar benim dinimde kadına şiddet yok zorlamak yok bana bunları yaptıramazsın ondan ayrılmak istediğimi söyledim. Evlendiğim kişi sen değilsin.

Ben bu kelimelerimden sonrasını hatırlamıyorum kırk kırbaç ve ölesiye dövülmüştüm. Ben günlerce ağladım çaresiz bir halde. Bense sızlayan yaralarım iyileşmesini bekledim  kalbim vücudumdan daha çok acı çekiyordu daha doyamadığım evim diyemediğim yer bana cehennem olmuştu. Evde çalışan Ayşe Hanım artık kabul et her seferinde dayak yiyorsun  yeter dayanamıyorum çektiklerine kabul etmesen öleceksin kabul et artık yalvarırım.

Sen böyle yaptıkça daha kötü olacak en azından senin kabullendiğini görür ve sana zarar vermez sende düşünürsün bu sürede nasıl canını kurtarmak için bir yol bulabilirsin onu düşün dedi. Haklıydı Ayşe Hanımı dinledim artık her dediğini yapıyordum inanmıştı bana kabullendim onu sanıyordu inanıyordu bana ve çok değişmişti çok iyi davranıyordu bana ama onun kurallarına uyarsam.

Yarın akşam seni arkadaşımın eşiyle tanıştıracağım  yemeğide  orada yeriz hazır ol akşama, tamam olur gideriz dedim. Akşam için hazırlanmak için odama gittim hazırlanıp aşağıya indiğimde eşimi tanıyamıyordum çok farklı bir kıyafet giymişti uzun bir elbise başındaysa bir örtü ilk kez görmüştüm onu böyle kalbim duracak gibiydi.

Öyle çok heyecanlandım  korkuyordum ki eşim bana baktı bu benim özüm ben buyum. Hiçbir şey söylemedim zaten söyleyemezdim. Kırbaç veya sopayla cezalandırılacaktım çünkü. Arkadaşının eşi karşıladı bizi sadece gözleri görünüyordu. Sessizce biz ayrı bir odaya çekildik onlar ayrı bir odaya çok konuşacak bir konumuz yoktu sessiz bir kadındı iki üç saat oturduktan sonra kalktık.

Hiç konuşmuyordu eve geldiğimizde odasına çekildi. Bende yukarıya kendi odama geçtim neden hiç konuşmadığını merakta etmiştim ama sorularımı cevaplamadı. Çok azda olsa ailemle görüşüyordum babam her seferinde işe ne zaman başlayacaksın ne zaman yanımıza geleceksin diyordu ben en kısa zamanda deyip geçiştiriyordum. Ben nasıl yapacaktım nasıl gidecektim ailemin yanına imkansız gibiydi.

Aylar geçiyordu böyle garip yalnız kimsesiz tek dostum evde çalışan Ayşe Hanım. Anlamsızdı günler aylar hapis olmuştum ailemi çok özlemiştim  saçımın bir teline kıyamayan babam vardı benim dizine yattığımda hayallerimi anlattığım annem vardı. Ben ne yapmıştım nasıl bu kadar kör olmuştum artık dışarıya Ahmet’siz asla çıkamıyordum çünkü yalnız çıkmak bana yasaktı.

Çaresizce bende bu yasaklara uyuyordum. Bir gece otururken yarın biraz çıkalım alacaklarımız var dedi seni bir yere getireceğim anlaşılan mecbur kalmıştı yoksa beni asla yanında getirmezdi. Çok şık bir elbise aldık kapalı ama farklı diğer elbiselerim gibi değil sonra kuyumcuya gittik bir servet harcadı. Anladım çok önemliydi bu gideceğimiz yer onun için yoksa bana hayatta böyle değerli şeyler almazdı.

Hafta sonu geldi hazırlandık takım elbisesini giymişti bense kuaförümün yardımıyla güzelce hazırlanmıştım hiç memnun değildi benim bu halimden yüzünden belli oluyordu belli ki mecburdu o yüzden beni getiriyordu. Büyük bir lokalde yemek veriliyordu resepsiyon çok güzeldi şık giyinmiş bayanlar ve beyler vardı. Bana bazıları tuhaf bakıyor bazılarıysa gülümsüyordu hiç kimseyi tanımıyordum.

Anladım neden bu kadar önemliydi bu yemek mevkisini yükseltmek istiyordu ve onun içinde bir ailesi olması gerekiyordu bana değer verdiğinden değildi bu hazırlık kendini saygın göstermek içindi. Beni de bu çevreye girebilmek için kullanıyordu. Beni bir kaç kişiyle tanıştırdı tanıştırırken de kıyafetimde dolayı eşimin kendi tercihidir farklı giyinmesi  bende onun kararlarına her zaman saygı gösterdim ve bu tercihinden dolayıda hiçbir zaman eşime saygısızlık etmedim ve asla da yargılamadım diyordu.

Bu nasıl bir insan nasıl iğrenç bir kişilik nasıl böyle yalan konuşabiliyor ve bu  kadar yanlışı benim üzerimden doğru yapıyordu. Ben sadece sessizce gülümsüyordum. Ben bu muydum gerçekten bu ben miydim bir insanın kölesi olmuştum. Ailemin göz bebeğiydim elinden gelen her şeyi yaptı ailem benim için bense onların yaptığı her şeyi bir aşk için çöpe attım. Bir an önce bitmesini istiyordum bu saçma gecenin.

Tam çıkmamıza yakın Ahmet’in arkadaşı benim de tanıdığım okul arkadaşımız  düğünüme de gelen Ahmet’in tek arkadaşı Metin’i gördüm. Selam verip yanımıza geldi. Elif sen misin ne kadar değişmişsin  dışarıda görsem tanıyamazdım seni. Gülümsedim  Ahmet bozulmuştu bu duruma yüzünden belliydi Metin’le de konuşmaya devam ediyorlardı.

Her zaman çantamda bulundurduğum bir notum vardı üzerinde telefon numaram  ve yaşadığım yerin adresi yazıyordu bir umuttu belki bir gün biri bana yardım eder. Ogün bugün mü ama nasıl yapacaktım, bu notu Metin’e nasıl verecektim Ahmet’le Metin konuşuyorlardı bense bir köşede Ahmet’i bekliyordum. Sonra aklıma bir fikir geldi, Ahmet’in yanına gidip arabada  beklemek istediğimi söyledim ceketlerimiz yanımızda değildi arabanın anahtarı da Ahmet’in ceketinin cebindeydi.

Tamam dedi bekle  ceketlerimizi  alıp geliyorum onun gitmesiyle Metin’in yanından hafifçe geçiyor gibi yaptım notu cebine  koydum metin fark etti bana baktı ama bir şey olmamış gibi davrandı. Ahmet beni arabaya getirdi çok korkuyordum  Ahmet’te bir şey söyler mi diye Metin. Ahmet arabaya geldiğinde kalbim duracak gibiydi nefes almakta zorlanıyordum. Tamam dedi Ahmet bitti artık gece heyecan yapma ne oluyor? Aylardır ilk kez çıkıyorum biraz panik olduğumu söyledim binlerce kere şükrettim Metin hiçbir şey söylememişti.

Bir umudum vardı artık  Metin’e bana yardım etmesini rica ettim yazdığım notta kısaca durumumu anlatmıştım okuyacaktı o notu  Metin hissediyordum, bana yardım edecekti kalbim öyle umut ediyordu ki gelecek diyordu gelecek Metin kurtuluşum olurdu belki. Kurduğum hayallerim umutlarım tekrar canlanırdı yeşerirdi belkide.

Tam dört gün geçti  ama benim aklım hep Metin’de ne zaman cevap verirdi bana. Gözüm çalmasını beklediğim telefonda başka  bir şey düşünemiyordum. Ahmet evde yoktu sessizce düşünüyordum  o an telefon çaldı  hızlıca telefona koştum. Metin’di arayan hızlı konuşuyordu bana iki gün sonra yaşadığım yerin arka bahçesine gelmemi söyledi seni oradan alacağım dedi.

Tam saat ikide orada ol önemli olan her şeyini yanına al sakın unutma yarın saat ikide oradayım. Hazırlık yaptım  küçük bir el çantasına önemli olan her şeyimi  koydum  hazırladım  hazırdım artık ve çok korkuyordum. Saat gelmişti  artık  dikkat  çekmemek için Ayşe Hanıma  biraz kitap okuyacağım dışarıya çıkıyorum dedim tamam kızım geç kalma lütfen biliyorsun Ahmet bey, tamam dedim geç kalmam. Saat ikiye yirmi vardı koşar adımlarla  bahçenin arka tarafına yürüyordum Metin oradaydı bekliyordu arabaya nasıl bindim bilmiyorum.

Lütfen çabuk uzaklaş buradan yalvarırım lütfen. Yaklaşık üç saat yolculuktan sonra mola verdik  Metin’e her şeyi yaşadıklarımı anlattım neler yaptığını neler yaşattığını göründüğü gibi biri olmadığını anlattım. Metin biliyorsun Ahmet seni bulur , seni bulmak onun için hiç zor olmaz ve bunu yaptığın için senin cezan da ölüm olur bunun farkındasın değil mi diyordu.

Haklıydı çok korkuyordum, bir şeyler düşünmeliyiz ne yapacağız seni nasıl Türkiye’ye geçireceğiz bir yolunu bulmalıyız  biliyorsun resmi yoldan geçemezsin çoktan farkına varmıştır kaçtığının haklıydı resmi yoldan geçsem beni bulurdu. Yolculuğumuz altı saat daha sürdü bir eve gittik Metin bir hafta burada kalacaksın dedi benden bir tane foto alıp gitti seni .Türkiye’ye geçirmenin bir yolunu bulacağım.

Beş gün o evde kaldım  beş gün sonra Metin geldi bana bir pasaport verdi ismim değişmişti  fotoğraftaki kadın bendim ama isim ve soy isim ben değildim. Arabaya bindik  bir gün süren yolculuktan sonra Türkiye’ye gelmiştik hiç sorunsuz ailemin yanına gitmek istiyorum Metin şimdilik bu imkansız ilk seni orada arar biliyorsun bunu yapamayız onların kaçan eşi nasıl cezalandırdıklarını senin ölüm kararın çoktan çıkmıştır ailene şimdi gidemezsin seni güvenilir bir yere yerleştireceğim.

Sonra hiç tanımadığım bir yaşlı çiftin evine gittik Metin korkmamı söyledi on gün sonra geleceğim aradan on dört gün geçti korkular içindeydim gelmeyecek miydi? On gün demişti bana  14 gün olmuştu aklımın  hep Ahmet’teydi.  Sanki beni hep takip ediyordu ne kadar korkmuştum ben bu adamdan insan sevdiğinden bu kadar mı korkar nasılda sevmiştim onu. Bu sevginin bedelini şimdi ağır  ödüyordum.

Her şeyimi kaybettim ailemi arkadaşlarımı okulumu  hayallerimi her şeyimi korkularla yaşıyordum artık. Metin sözünde durmuştu  geldi beni aldı ve ailemin yanına getirdi. Annemlerle önceden konuşmuş durumu anlatmıştı annemin ve babamın yanına temizlikçi olarak gidecektim yanlarında çalışan olmuştum. Kendi öz annemin öz babamın doğduğum büyüdüğüm evime bir yabancı gibi girmiştim adı bile ben olmayan biriydim artık bir yabancıydım.

Babam  annem affedin size bunları yaşattığım için  insan büyük düşünmeli ama buyuk konuşmamalı hep en iyisini istedim başarılı olmayı  akıllı olmayı çok çalışıp çok şey başarmayı ama şunu hiç düşünmedim kader var yazgı var  her ne yaparsan  yap nasipse sen onu yaşayacaksın  kimse önüne geçemiyor.

Ahmet’ten bana kalan tek şey okuduğum ve dinimi doğrusuyla öğrendiğim kitaplarım oldu. Rabbime şükürler olsun ki  beni şaşırtmadı. Rabbim hep yanımdaydı benim kalbimde hep doğruyu görmemi nasip etti. Şunu çok iyi biliyorum ki  her zaman ama  her zaman inanırsan bir çıkış kapısı var yeter ki pes etme  sıkıca  sarıl umutlarına hayallerine en güzelide sabır Rabbim  binlerce kere şükürler olsun  bana doğruyu gösterdiğin için beni tekrar aileme kavuşturduğun için.

Bundan sonra hayallerim başka olacak güzel umutlarım yarınlarım ve bu yarınlarımı inşa ederken yine ailem yanımda olacak benim ismim başka bir kadına ait ruhumda Rabbime doğru yolu buldum belki çok acı çektim ama  sabredip her şeyi geride bırakıp tekrar  yeniden başladım şimdi benim  güzel öğrencilerim hiç hayal etmediğim bir yola girdim ve o yolda hayatı öğrettiklerim  anlatıklarım acıda olsa yaşadıklarım var!!  Ben hayata okuyarak tutundum dinimi okudum sevgiyi buldum aşkı buldum hiç vazgeçmemek ve bu aşkla yaşamak benim en buyuk kazancım oldu , ve ben bunu başardım rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla İKRA !!

Sevda Ozen / AVRUPAPRESS

Reklam
ETİKETLER:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ