AvrupaPress

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI VE SAĞLIK DOSYASI – 3

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI VE SAĞLIK DOSYASI – 3

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI VE SAĞLIK DOSYASI – 3

      Bağırsak mikrobiyotası ve sağlık dosyamızın 3. ve son bölümünde bağırsak mikrobiyotamızın hastalıklarla olan ilişkisini daha ayrıntılı inceleyeceğiz. Bağırsakların psikolojiden obeziteye kadar birçok hastalığın oluşmasına zemin hazırladığını göreceğiz.

     Değişen doğum şeklimizle beraber mikrobiyotamız farklılaşmaya başlamaktadır. Yaşadığımız ülke, yediğimiz besinler, kullandığımız ilaçlar, psikolojik durumlarımız, mevcut hastalıklarımız hatta yaptığımız spor bile bağırsaklarımızdaki bakteri çeşitliliğini etkilemektedir.

      Bağırsaklarımızda bulunan mikroorganizmaların yaklaşık 1000 adet türü olduğu bilinmektedir. Diyabet, obezite ve insülin direnci aslında bağırsaklardaki bakteriler ve bağırsak bileşenlerinin dolaşım sistemine ardından dokulara geçişinin anormalleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bağırsak geçirgenliği burada en büyük temeli oluşturmaktadır. Bağırsak mikrobiyotasının fonksiyonel açıdan çeşitliliğindeki değişimler ve bozulmalar floranın sağlıksız bir yapı kazanmasına neden olmaktadır. Beslenme başta olmak üzere içerden ve dışardan birçok faktör bağırsak mikrobiyotasının kurulu düzenini değiştirmektedir.

     Prebiyotiklerin sindirime karşı dirençli olan ve fermente edilebilen polisakkaritler olduğunu daha önceki yazılarda bahsetmiştim. Kısa zincirli yağ asitleri ise kompleks karbonhidratların ( meyveler, sebzeler, kurubaklagiller, tam tahıllar ) sindirilmesi ya da prebiyotiklerin fermantasyonu sonucu oluşmaktadır. Oluşan bu kısa zincirli yağ asitlerinin; santral sinir sistemi, insülin hassasiyeti ve enerji metabolizmasında etkili olduğu yapılan çalışmalarda görülmüştür. İnsan ve fareler üzerinde yapılan deneylerde, açlığı azaltarak uzun süreli tokluğu oluşturan besinlerin prebiyotikler olduğu tespit edilmiştir. Prebiyotiklerin düzenli bir şekilde tüketimi bağırsak mikrobiyotamızın dengesini değiştirerek metabolik belirteçlere olumlu yönde destek vermektedir. Bunun sebebi ise fermantasyonu sonucu oluşan kısa zincirli yağ asitleridir.

      Probiyotikleri hatırlatmak gerekirse; insan sağlığına uygun miktarda verildiği müddetçe hiçbir zararı olmayan aksine fayda gösteren canlı mikroorganizmalardır. Diyabetli olan sıçanlarla yapılan başka bir çalışmada probiyotik içeren fermente bir süt ürünü sıçanların beslenmesine eklenmiştir. Bu farklılığın hiperglisemi, hiperinsülinemi ve glukoz intoleransının başlamasında geciktirmeye neden olduğu gözlemlenmiştir. Bifidobacterium ve Lactobacillus cinsleri metabolik bozukluk ve obezitede daha çok fayda göstermiştir.

      Sağlıklı bireylerin mikrobiyotasındaki Firmicutes/Bacteroidetes oranı 1:1 ile 1:3 arasında iken obez kişilerde 200:1 oranı ile karşılaşmaktayız. Bunun sebebi ise doymuş yağ asitlerinin ( katı yağlar ) tüketiminin artmasıdır.

      Diyabetli bireylerin bağırsak mikrobiyotası incelendiğinde butirat ( diyabete engel olan bileşik  ) üreten bakterilerin sayısında azalmanın oluştuğu tespit edilmiştir. Kandaki total kolestrol ve LDL kolestrolunun probiyotikten zengin beslenince seviyelerinde azalma olduğu saptanmıştır.

      Bağırsaklarımız bizim ikinci beynimizdir. Mikrobiyotadaki değişiklikler ruh halimizi, ağrılarımızı, bilişimizi, endişe ve kaygılarımızı etkilemektedir. Tüm bunları bağışıklık dizgesi, sinirler ve hormonlar aracılığıyla beynimizin davranış ve işlevlerini etkileyerek yapmaktadır.

      Peki bunca şeyi öğrendik ama hangi besinler prebiyotik, hangi besinler probiyotik derseniz;

Prebiyotik Besinler: Pırasa, kereviz, bezelye, soğan, enginar, kuşkonmaz, yer elması, hindiba, yeşil sebzeler, muz, şeftali, domates, buğday, arpa, çavdar, fermente süt ürünleri, anne sütü, polifenol içeren besinler.

Probiyotik Besinler: Sirke, turşu, boza, ekşi mayalı ekmek, hardaliye, tarhana, lahana turşusu, pastörize edilmemiş zeytin, peynir, ev yapımı yoğurt.

      Bağırsaklarımızın düzenli çalışması prebiyotik ve probiyotik açısından da sağlıklı olduğumuzu kesin olarak gösteren bir kanıt değildir. Yukarda belirttiğim ve belirtemediğim daha birçok hastalığın temelinde bağırsak floramız yer almaktadır. İleriye dönük sağlığımızı korumak için her zaman biz diyetisyenlerin söylediği gibi “ yeterli ve dengeli” beslenmeliyiz. Sağlığımız elden gitmeden önlemlerimizi almalıyız.

Online diyet hizmetimden yararlanmak için bana whatsApp, instagram veya mail yoluyla ulaşabilirsiniz.

whatsApp : +90 534 305 17 54               

instagram: https://www.instagram.com/dyt.aysenurrabiaonen/?hl=tr

e-mail: rabia_onen@windowslive.com

DİYETİSYEN AYŞENUR RABİA ÖNEN

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ