AvrupaPress

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI VE SAĞLIK DOSYASI – 2

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI VE SAĞLIK DOSYASI – 2

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI VE SAĞLIK DOSYASI – 2

      Bağırsak mikrobiyotamız ve sağlık arasındaki ilişkiyi incelediğimiz dosyamızda bu ay sizlere beslenmenin bağırsaklarımızı nasıl etkilediğinden bahsedeceğim.

      Bağırsak floramızda sağlıklı olduğumuz müddetçe 6 çeşit bakteri türü bulunmaktadır. Bunlar:  Firmicutes, Fusobacteria, Actinobacteria, Proteobacteria, Verrucomicrobia, Bacteroidetes. Bu türlerden gram negatif Bacteroidetes ve gram pozitif Firmicutes floramızda daha çok miktarda bulunmaktadır.

      Bağırsak mikrobiyotamız ile beslenme arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok çalışma yer almaktadır. Bu çalışmalar aradaki ilişkiyi gruplandırarak kolaylık sağlamıştır. Bu grupları

  1. Fermente ve diyet probiyotik gibi besinsel mikroorganizmaların floraya etkisi,
  2.  Bazı besinlerin floraya etkisi,
  3. Uygulanan beslenme biçimlerinin etkisi,
  4. Protein, karbonhidrat, posa, yağ vb. besin ögelerinin floraya etkisi olarak sıralayabiliriz.

      Bağırsak mikrobiyotasında görülen değişimlerin sadece %12 lik bir kısmı bizim genetik yapımızdan etkilenmektedir, %57 olan büyük bir dilimin ise beslenmedeki farklılıkların meydana getirdiği değişimler olduğunu yapılan çalışmalar bize göstermektedir. 5 ardışık gün gibi kısa bir süre içerisinde bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliğinde değişimler yaşanmaktadır.

      Son zamanlarda popülerleşmeye başlayan glutensiz beslenmenin zararlarından biri ise bağırsak mikrobiyotasına yaptığı tahribattır. 30 gün süresince glutensiz beslenen 10 sağlıklı bireyin bağırsak mikrobiyotaları incelenmiştir. Sonuç olarak da glutensiz beslenenlerin bağırsak florasında yararlı bakterilerden olan B. Longum, Bifidobacterium ve Lactobacillus sayılarında azalmalar meydana gelirken zararlı patojenlerden olan Enterobacteriaceae ile E. Coli de artışlar görülmüştür. Bu durum kişinin bağışıklığını azaltarak hastalıklara karşı özellikle enfeksiyona karşı daha yatkın olmasına yol açmaktadır.

      Popülerleşmeye başlayan bir diğer diyet akımı olarak gerekenden fazla protein ve gerekenden daha az karbonhidrat ile beslenen kişilerin dışkılarında bütiratın azaldığı, bağırsak mikrobiyotalarında da Roseburia ve Eubacteriumrectale sayısında azalma görülmüştür. Tüm bunların yanı sıra çalışma süresi içerisinde 4. haftadan sonra bağırsaklarda kansere karşı önleyici yararlı metabolitlerde azalmalar görülmüştür ki bu da kolon hastalıklarına karşı bireyi savunmasızlaştırmaktadır.

      Ülkelerin beslenme kültürlerindeki farklılıklar ile toplumların bağırsak mikrobiyotalarının karşılaştırıldığı araştırmalar bizlere değişimlerin olabileceğini göstermiştir. Örneğin Afrika ve İtalya’da yaşayan çocukların mikrobiyotaları karşılaştırıldığında İtalya’dakilerine oranla daha çok bitkisel protein ve posadan zengin diyetle beslenen Afrika’lı çocukların bağırsaklarındaki flora çeşitliliğinin fazla olduğu görülmüştür.

      Bağırsak mikroflorasını etkileyen bir başka etken ise beslenmemizde yer alan protein, yağ, karbonhidrat, posa vb. besin ögelerinin miktarları ve türleridir. Bağırsaklarımızdaki bakterilerin besin kaynağı, sindirilmeyen karbonhidratlardan olan dirençli nişastalar, oligosakkaritler ve nişasta olmayan polisakkaritlerdir. Bunların fermantasyonu sonucunda gaz ve kısa zincirli yağ asitleri meydana gelmektedir. Bu kısa zincirli yağ asitleri de kansere ve inflamasyona karşı koruyucudur. Bağışıklığı düzenlemektedirler.

      Karbonhidratların bağırsak mikrobiyotasını olumlu etkilemesiyle birlikte besinlerin emilimi ve depolanmasında da artış olduğu görülmektedir. Özellikle kalın bağırsağa kadar sindirilmeden ulaşan dirençli karbonhidratlar mikrobiyota tarafından kullanılmaktadır.

      Posadan zengin beslenen bireylerde, sindirilemeyen bakteriler daha çok vücuda gireceği için bağırsaktaki flora çeşitliliği ve dengesi korunup geliştirilmektedir. Eğer posayı günlük beslenmemizde yeteri kadar almayıp sonra ilave edersek ilk jenerasyonda yenilenme oluşabilmektedir. Fakat sonraki jenerasyonda bu bakteri kompozisyonundaki yenilenme gerçekleşmemektedir. Bitki bazlı besinlerden elde edilen posalar örneğin; sebzeler, meyveler, tahıllar, baklagiller ve kabuklu yemişlerdir. Posa tüketeceğimiz zaman bu türlerdeki posa kaynaklarından beslenirsek bağırsak mikrobiyotamız için daha doğru bir tercih olacaktır.

      Sebzeler grubunda yerelması, kereviz, hindiba, soğan, sarımsak, enginar, kuşkonmaz hardal bitkisi, pırasa ve domates; meyveler grubunda üzüm, çilek, muz ve elma; yağlı tohumlardan zeytin, fıstık, badem, ceviz ve keten tohumu; tahıllar grubunda karabuğday, yulaf, çavdar, tam buğday, kepekli pirinç ve arpayı posalar grubunda sayabiliriz. 

      Beslenmemizde yer alan yağların miktarındaki artmalar Bifidobakteri ve fekal kısa zincirli yağ asitlerinin sayısında azalmalara neden olduğu görülmüştür.

      Bağırsak mikrobiyotası ve sağlık dosyamızın ikinci kısmında beslenmenin bağırsak mikobiyotasını nasıl etkilediğinden ve beslenme programının zenginleştirilmesiyle sağlığımızı nasıl koruyacağımızdan bahsettik. Kişiye özel beslenme programlarıyla, diyetisyen desteği ve kontrolü ile birlikte daha sağlıklı bağırsaklar ve daha sağlıklı bir ömür için bağırsak mikrobiyotamızı koruyacak ve geliştirecek besinlerle beslenmemiz gerekmektedir.

Online diyet hizmetimden yararlanmak için bana whatsApp, instagram veya mail yoluyla ulaşabilirsiniz.

whatsApp : +90 534 305 17 54               

instagram: https://www.instagram.com/dyt.aysenurrabiaonen/?hl=tr

e-mail: rabia_onen@windowslive.com

DİYETİSYEN AYŞENUR RABİA ÖNEN

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ